Geçen Hayatlar #2: Bazı Şeyler Sevgi Değil

Kahve dükkanının önünde, sigara içilen o dar alanda
tek bir masa, iki sandalye vardı.
Aynı anda yöneldik.
Beni görünce,
“siz geçin” dedi.
“Gel, otur,” dedim.
Aynı anda oturduk.
29 yaşında.
Adanalı.
Kurye.
Sağ arka cebinde kelebek bıçak taşıyor.
Yüzü temizdi.
Ama yüzle hayat aynı yerden geçmemişti.
Ekstra shot’lı americano almış.
Uyumamak için.
Yorgundu.
Bir yudum kahve,
bir nefes sigara.
Sonra:
“Abi,” dedi,
“çok sevdim ben bu kızı… hayatımı mahvetti.”
İki gün nezarette kalmış.
Sabah çıkmış.
Direkt işe.
Motorun üstünde.
Kızla tanışmışlar.
Kız evliymiş.
Sonra boşanmış.
Sonra birlikte olmuşlar.
Dört yıl.
Bu dört yılda
kızın evi kurulmuş.
“Kimseye ihtiyacın olmasın” demiş.
Telefon, televizyon, her şey.
Kendi borçlarını ödeyememiş.
İcra gelmiş.
Ama çalışmış.
Daha çok çalışmış.
Sonra aile girmiş devreye.
Kızı vermemişler.
Kavgalar.
Davalar.
Üç ay hapis.
Uzaklaştırma kararı.
Sonra bir gün kız:
“Ben seni istemiyorum artık,” demiş.
Bir süre sonra öğrenmiş.
Dört yıl içinde
üç kez aldatılmış.
Paralar gitmiş.
Krediler gitmiş.
Her şey gitmiş.
“Bu kız benim gençliğimi aldı be abi,” dedi.
Sessiz söyledi bunu.
“Kimim, kimsem yok,” dedi.
“Hayatım karardı.”
Bir süre sustu.
Sonra:
“Bağımlısı olmuşuz be abi,” dedi.
“Bu kadar şeye rağmen… düşünmeden edemiyorum.”
“Bataktayım,” dedi.
Sonra çok düz bir cümle kurdu:
“Sabah nezaretten çıktım…
şimdi paket götürüyorum.”
“Götürmek zorundayım.”
“29 senede okuduğum şeylerden daha fazla
icra kağıdı var evde,” dedi.
Sigarasını bitirdi.
Kahvesinden son bir yudum aldı.
Kalktı.
Motoruna doğru yürüdü.
Bazı insanlar,
sevdiklerini kurtardığını sanırken
yavaş yavaş kendilerini tüketir.
Ve çoğu zaman,
bunun adı sevgi değildir.
“Bazı hayatlar, sadece yanından geçer.”
Geçen Hayatlar’ın diğer bölümlerini buradan okuyabilirsin.
