Dönüşüm Bozukluğu ve Canavarlar

Plasebo ve nocebo etkisi, bize uzun zamandır şunu söylüyor:
Zihin sadece düşünmez, bedeni de ikna eder.
Plasebo’da işe yaramayan bir şey işe yarıyormuş gibi hissedilir.
Nocebo’da ise zararsız bir şey, zararlıymış gibi acı yaratır.
Ortada hasarlı bir organ yoktur; yine de acı, sızı, felç ya da spazm gerçektir.
Psikiyatride buna dönüşüm bozukluğu denir. ; zihinsel bir stresin bedende gerçek ve ölçülebilir belirtiler üretmesi. (tanım için bkz.)
Zihin, taşıyamadığı bir yükü bedene devreder.
Söylenemeyen cümleler, kasılır.
Bastırılan korkular, titrer.
Zihin sustuğunda, beden konuşur.
Bu tür belirtiler tekil kalmaz.
Tıpkı esnemenin ya da gülmenin bulaşıcı olması gibi, bazı bedensel tepkiler de yayılır.
Zihin henüz anlamadan, beden taklit eder.
Çünkü bedenin temel refleksi düşünmek değil, uyum sağlamaktır.
Bu yüzden dönüşüm bozukluğu sadece bireysel değil, kolektif de olabilir.
Belli şartlar altında, belli topluluklarda, bir kişide başlayan istemsiz bir belirti;
başkasına, sonra bir başkasına geçer.
Bazen bir sınıfa, bazen bir kasabaya, bazen bütün bir topluma yayılır.
Buraya kadar anlatılanlar mecaz değil.
Tıbbın kayıtlarında var.
Ve tam burada soru ortaya çıkar:
Bir hastalık fikri, hastalığın kendisine dönüşebiliyorsa;
bir “gerçeklik” hakkında bildiklerimizin kaçı aslında bir bozukluktur?
Zihin Bedeni Nasıl İkna Eder?
Dönüşüm bozukluğunda beden rol yapmaz.
Numara yapmaz.
Ortada bir sahtekârlık yoktur.
Sorun şudur:
Zihin, yükü taşıyamaz hâle gelmiştir.
Bu yük bazen korkudur, bazen suçluluk, bazen bastırılmış bir öfkedir.
Zihin sustukça, beden devralır.
Ve beden, zihnin çözemediğini belirtiye çevirir.
Bu yüzden gülmek bulaşıcıdır,
Kalabalıklar aynı anda gerilir,
Bazı korkular, hiç tanımadığımız insanlarda bile aynı yerden yankı bulur.
Çünkü beden, akıldan daha hızlıdır.
Ve çoğu zaman daha ikna edicidir.
Aklın Uykusu ve Ortaya Çıkanlar

Francisco Goya’nın ünlü gravürü “Aklın Uykusu Canavarlar Üretir” tam olarak bunu anlatır.
Gravürdeki figür uyur.
Ama masadaki kâğıtlar oradadır.
Kalem elindedir.
Yani akıl tamamen yok olmamıştır; yorulmuştur.
İspanyolca başlıktaki “Sueño” kelimesi hem uyku hem düş anlamına gelir.
Goya burada şunu ima eder:
Canavarlar sadece akıl yokken değil, akıl fazla mesai yapıp çöktüğünde de ortaya çıkar.
Bu canavarlar saldırmaz.
Bağırmaz.
Sadece bekler.
Boşluk kendiliğinden dolmaz.
Doldurulur.
Ve akıl geri çekildiğinde, o boşluğu her zaman en sağlıklı fikirler doldurmaz.
Belki de bu yüzden bazı dönemlerde toplumlar aynı anda korkar,
aynı anda gerilir,
aynı anda susar.
Ortada tek bir neden yoktur.
Ama belirtiler gerçektir.
Dönüşüm bozukluğu bize şunu hatırlatır:
Bazen sorun yaşadıklarımız değil,
onları anlamlandırma biçimimizdir.
Ve bazen canavar dediğimiz şey,
uyuyan bir aklın değil,
yorulmuş bir aklın ürünüdür.

Benzer kategorideki yazıları buradan okuyabilirsiniz.





