Sahte Performans Kültürü: Çalışıyor musunuz, Yoksa Öyle mi Görünüyorsunuz?

Satışta en çok görünen kişi, en çok satan kişi midir?
Modern organizasyonlarda artık performansın kendisi kadar, performansın gösterimi de değerli. Hatta bazı yerlerde gösterim, üretimin önüne geçmiş durumda.
Yerden bir kâğıt alıp çöpe atsanız, bunu görünür kılmanız gerekiyor.
“Bakın, bu çöpü ben attım” demediğiniz sürece yapılmamış sayılabiliyor.
Abartı mı?
Pek değil.
Aktivite Tiyatrosu
Toplantılar.
CRM girişleri.
Mail trafiği.
Raporlar.
Ekran görüntüleri.
“Yoğunum” vurgusu.
Bunların hepsi gerekli olabilir.
Ama bir noktadan sonra şu soru ortaya çıkar:
Gerçekten sonuç mu üretiyoruz,
yoksa sonuç izlenimi mi?
Sosyolog Erving Goffman, insanların sosyal hayatta bir “ön sahne” ve bir de “arka sahne” performansı olduğunu söyler. Ön sahne görünürdür; arka sahne ise gerçek emeğin üretildiği yerdir. Modern organizasyonlarda sorun şu: Ön sahne büyüdü, arka sahne daraldı.
Bugün bu ön sahne bazen Teams’te sürekli “online” görünmek,
mesai saati dışında atılan “bilgilendirme” e-postaları göndermek,
Slack’te aktif kalmak şeklinde kendini gösteriyor.
Bu davranışların bir kısmı işe hizmet eder.
Ama bir kısmı yalnızca tek bir mesaj taşır:
“Buradayım.”
Satışta aktivite ile performans aynı şey değildir.
Ama sahne büyüdükçe, alkış görünene gider.
Korku Kültürü ve Savunma Mekanizması
Burada empatiyi de unutmamak gerekir.
Sahte performans her zaman bilinçli bir manipülasyon değildir.
Bazen bir savunma mekanizmasıdır.
Hata yapmaktan korkan,
işsiz kalmaktan korkan,
yerini kaybetmekten korkan bir çalışan; üretimin değil görünürlüğün güvenli olduğuna inanabilir.
Çünkü görünürlük kontrol edilebilir bir alandır.
Gerçek performans ise risk içerir.
Yanlış bir karar,
kaçırılan bir hedef,
boş geçen bir çeyrek…
Ama “online” olmak güvenlidir.
Mail atmak güvenlidir.
Toplantıya katılmak güvenlidir.
Bu durum yalnızca bir gözlem değil. Araştırmalar da benzer bir eğilimi gösteriyor. Workhuman tarafından yapılan bir araştırmaya göre çalışanların yaklaşık %34’ü zaman zaman üretken görünmek için performansını “simüle ettiğini” kabul ediyor. Bunun arkasındaki en önemli nedenlerden biri ise “meşgul görünme” baskısı.
Bu noktada sahte performans kültürü yalnızca sistemin değil, korkunun da ürünüdür.
Terfi Psikolojisi ve İzlenim Yönetimi
Organizasyonlar çoğu zaman sessiz üreticiyi değil, görünür üreticiyi ödüllendirir.
Arkada başardıkların,
çözdüğün krizler,
sessizce kapattığın dosyalar…
Eğer anlatılmıyorsa, çoğu zaman görünmez.
Örgütsel psikolojide buna “impression management” denir: bireyin performansını değil, performans algısını yönetmesi. Terfi süreçlerinde çoğu zaman ölçülen şey üretim değil, görünürlüktür.
Burada kritik kırılma şudur:
Gerçek değer üretmek mi daha kârlı,
yoksa değer algısı üretmek mi?
Ölçümün Yanıltıcı Gücü
Peter Drucker’ın ünlü bir sözü vardır:
“Ölçülen şey yönetilir.”
Ancak ölçülen şey görünürlükse, yönetilen de görünürlük olur.
Eğer KPI’lar:
- Toplantı sayısını,
- CRM girişlerini,
- Aktivite hacmini
ödüllendiriyorsa; organizasyon doğal olarak daha çok aktivite üretir. Ama bu, daha çok sonuç üretildiği anlamına gelmez.
Bu noktada performans, ölçülebilir olanla eşitlenir.
Ölçülemeyen katkı ise görünmezleşir.

Algı, Yetkinliğin Önüne Geçtiğinde
Daha da ilginci şu:
Bazen en görünür kişi, en yetkin kişi değildir.
Hatta işini halledebilmek için sana danışan kişi, organizasyon içinde daha güçlü algılanabilir.
Bilgi bir yerde,
iş yapabilme kapasitesi başka bir yerde,
algı ise bambaşka bir yerde durur.
Ve sistem, çoğu zaman algıyı ödüllendirir.
Fransız düşünür Jean Baudrillard, modern çağda temsilin zamanla gerçeğin yerini alabileceğini söyler. Simülasyon, gerçekliğin önüne geçer. Organizasyonlarda da performansın temsili, performansın kendisinin önüne geçtiğinde benzer bir kırılma yaşanır.
Görünen performans, gerçek performansın yerini almaya başlar.
Kimlik ve Pozisyon
Eğer politik oynamıyorsanız,
çıkar ağları kurmuyorsanız,
sadece işinizi yapıyorsanız…
Bir riskle karşı karşıyasınız:
İnsanlar sizi değil, koltuğunuzu görmeye başlayabilir.
Görünürlük çağında kimlik ile pozisyon birbirine karışır.
Bağlantılarınız, görüştüğünüz insanlar, katıldığınız toplantılar; sizin kim olduğunuzdan çok, nerede oturduğunuzla ilişkilendirilir.
Bu noktada görünürlük, karakterin önüne geçer.
Kapanış
Bu bir eleştiri değil.
Bir teşhis.
Performansın gösterimi elbette önemlidir. Yapılan iş anlatılmalıdır. İletişim kurmak gerekir.
Ancak gösterim, üretimin önüne geçtiğinde organizasyon içeriden boşalmaya başlar.
Gerçek performans çoğu zaman sessizdir.
Sistem iyi çalıştığında gürültü azalır.
Ama sahte performans her zaman gürültülüdür.
Ve belki de asıl soru şudur:
Gerçekten çalışıyor muyuz,
yoksa sadece çalışıyor gibi mi görünüyoruz?

Benzer kategorideki yazıları buradan okuyabilirsin.





